chessopeningsacademy
Satranç açılışlarını geliştirmek için yapılmış faydalı bir program. Yapılan tekrarlı öğrenme sistemiyle hamlelerin ardındaki strateji iyice pekiştiriliyor.
chessopeningsacademy
Satranç açılışlarını geliştirmek için yapılmış faydalı bir program. Yapılan tekrarlı öğrenme sistemiyle hamlelerin ardındaki strateji iyice pekiştiriliyor.
Satranç programı olarak ne varsa . Yok yok
Stefan Zweig’in “Satranç" kitabını ara vermeden bir çırpıda bitirdim. Küçük hacmine rağmen hemen sardı beni. Yazarın daha önceki kitaplarını da çok beğenmiştim. İnsan ruhunun en ince noktalarına kadar girmek isteyen okuyucusunu dünyasına kilitleyen bir yazı stili var. Satranç oyunu üzerinde yoğunlaşan bu kitabında İnsanlardan ayrı olarak tek başına bir odada tecrit edilen bir insanın içine düştüğü yalnızlığı gözler önüne seriyor. Avusturyalı Jean Amery (1912-1978), toplama kamplarına ait izlenimlerini dile getirdiği bir denemesinde, bu kamplara gönderilen bir aydın için gerçekleşen ilk sonucun “entelektüel ölüm” olduğundan söz eder. Zweig'in Satranç başlıklı eseri, edebiyat alanında böyle bir “entelektüel ölüm” üzerine kaleme alınmış en yetkin metinlerden biridir. (Ahmet Cemal) Kitaptan bazı kısımlar…
Yapacak hiç birşey yoktu, duyacak hiç birşey yoktu, görecek hiçbirşey yoktu, her yerde ve sürekli olarak insanın çevresinde hiçlik, zamandan ve mekândan mutlak anlamda yoksun bir boşluk vardı. İnsan bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu ve onunla birlikte düşüncelerde bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu, sürekli gidip geliyordu. Fakat sonuçta düşüncelerinde, ne kadar herhangi bir özden yoksunmuş gibi görünürlerse görünsünler, bir destek noktasına ihtiyaçları vardır, aksi takdirde dönmeye ve anlamsız bir biçimde kendi etraflarında çember çizmeye başlarlar; onlarda hiçliğe dayanamazlar. İnsan birşey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu. İnsan tekrar tekrar bekliyordu. Hiçbirşey olmuyordu. İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu, düşünüyor, düşünüyordu, şakakları ağrımaya başlayana kadar düşünüyordu. Hiçbirşey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız. Yalnız… Bir otelde kendine ait bir oda -aslında kulağa çok insanca geliyor, öyle değilmi? Ama inanınki, bizim gibi ‘seçkinleri’ yirmişerli gruplar halinde buz gibi barakalara tıkacakları yerde epeyi iyi ısıtılmış, tek kişilik otel odalarına yerleştirmekle, bizler için yalnızca insani olmakla ilintisiz, fakat çok daha ustaca bir yöntem geliştirmiş oldular. Zira bizden zorla ‘malzeme’ elde etmek için kullanılacak baskının kaba saba dayaklardan veya bedensel işkenceden çok daha ince ve etkili bir üslupla işlemesi öngörülmüştü: Bunun adı, düşünülebilecek en ustaca izolasyonu sağlamaktı. Bize hiçbir şey yapmadılar -sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şeyin insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz. Tektek her birimizi mutlak anlamda bir hava boşluğuna, dışarıya tümüyle kapalı bir odaya hapsetmekle, sonunda dudaklarımızın açılmasını sağlayacak baskının dayak ve soğuk aracılığıyla dışarıdan değil, ama iç dünyalarımızdan kaynaklanması amaçlanmıştı. Hayatım boyunca tek bir düşünceye saplanıp kalmış, monoman insanların her türü hep dikkatimi çekmiştir, çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir.
TSF'nin üç ayda bir çıkarılan süreli yayını Mavikale dergisinde satranç genel bilgileri, kombinezonları,satranç oyunu ilkeleri ve güncel satranç maçlarına ait incelemelere yer veriliyor.
Satranç oyununu nasıl kazanabiliriz ? neler yapmalıyız ya da neleri yapmamalıyız? Satrançta kazanmak için en önemli şey sakin olmak ve acele etmemek.
İkincisi ve en önemlisi rakibi asla küçümsememek. Rakibin yaptığı hamleye karşı bütün olasılıkları değerlendirip en iyi hamleyi bulmaya çalışmak.
Her hamle değerli. Bu adım seni ya başarısızlığa ya da başarıya götürecektir. Tabii satranç oyununda makine ile oynamadığınız sürece insan olması nedeniyle hata yapıyor ve yapacaktır bu durumda en iyisi fırsatları değerlendirmek.
Oyun başlangıcı önemli .Oyunun gidişatı ilk oynadığınız 5-6 hamleye bağlı olabilir. İyi oyuncular nadiren açılışta hata yapıyor. İyi bir oyun açılışına ilişkin teoriler oldukça fayda sağlar. Ama açılış teorisi her şey demek değil. Oyun başlangıcında çok iyi açılış teorisini bildiğiniz oyuncu ile oynuyorsanız normal oyun gidişatından farklı yollarla şaşırtmayı deneyerek onu stabilize yada mıcırlı yola davet edebilirsiniz. 18.yüzyılda yaşamış Ünlü İtalyan satranç teorisyoni G .Lolli “kötü bir oyun başlangıcını çürük bir bina temeline” benzetmiştir.
Satranç mücadelesinde temel alınacak başlıca prensipler
1-hızlı gelişim 2-merkez mücadelesi 3- taşların birbirleri ile uyum içinde dizilişi. Tabii bütün bu prensipler ve strateji körükörüne uygulanmamalı esnek bir yol izlenmeli ve planları değiştirmek gerekirse bundan kaçınmamalıdır.
Büyükusta R.Spielmann’ın “Açılışta dikkatli olun hatta en küçük piyade hareketlerinde bile ve herşeyden önce şu üç ana hedefi takip edin gelişme,gelişme ve gelişme” diyerek oyunda gelişim yapmanın önemini vurgulamıştır. İyi bir satranç oyuncusu elindeki malzemelerle en iyi sonucu çıkarabilecek iyi bir aşçı olmalıdır.Satranç oyunu bir planlar oyunu diyebiliriz. O halde ne yapıp etmeli rakibin planlarını boşa çıkaracak hamleleleri bulabilmeliyiz.Eğer elimizdeki malzemelerin özelliklerini ve sınırlarını bilmiyorsak o oyundan başarı elde etmek mümkün değil.
Açılışta beyaz ile e4 yada d4 iyi bir açılıştır. Şimdi ismini hatırlamadığım ünlü bir Satranç ustası “d4 hiç bir yere götürmez” demiş ve d4 açılışı yapmamaya dikkat etmiştir. Ama bazı oyuncularda çoğu kez e4 sürmemeye dikkat etmiş.
Günümüz turnuvalarında oynanan oyunlara baktığımızda büyük çoğunluğunun d4 ile başladığını görüyoruz. Bu neden böyle?
Nedenini iyi bir satranç oyuncusu olan bir arkadaşımdan dinlemiştim. "e4 açılışı yapıldığında karşınıza çok sayıda farklı savunma tipleri çıkması kaçınılmazdır. ister istemez bu savunma türlerini de öğrenmek zorunda kalıyorsun. Ama d4 açılışı yaptığında rakibin buna cevabı 2-3 savunma ile sınırlı. Bu savunma türlerini iyi bir şekilde öğrenilebilirsen beyaz için en iyi strateji tespit edilebilir. "demişti. Oldukça mantıklı bir açıklama ve bana doğru gibi geldi.
Günümüzün gittikçe gelişen satranç materyalleri pek çok oyuncunun oyun veri tabanlarını barındırıyor. Bu yüzden eğer edinebilirseniz rakibin önceki oyunlarına göz atmakta fayda var. Bu oyunlarda oyuncunun pek çok stili hakkında fikir edinebilirsiniz. Örneğin saldırganmı, dengecimi, sağlamcımı ,bekle görcümü? Ama en önemlisi rakibinin ince eleyerek sık dokuyarak senin arazine yerleştirdiği truva atlarına dikkat etmeli. Hele bu truva atı 6.yada son yatay kareye yakınsa rakip her an gemileri yakıp Turgut Özalın deyişiyle bir koyup üç alabilir.