29 Eylül 2015 Salı

Yayınlandı Eylül 29, 2015 gön: ve 0 yorum

düşünceyle yenilenmeyen din

 Yaşamayan, gelişmeyen, düşünceyle, akılla yenilenmeyen din, Müslümanların elinde adeta ölüme mahkum oldu. Çürümeye terk edilmiş din, Müslümanların sefaletine de kaynaklık ediyor. 

Levent Gültekin

Devamı
    eposta       edit

21 Eylül 2015 Pazartesi

Yayınlandı Eylül 21, 2015 gön: ve 0 yorum

Ben efsaneyim filmi

ben efsaneyim”(I Am Legend) filmi hırs ve egoizmle yoğrulmuş insanların vardığı yalnızlığı gözler önüne seriyordu.İnsanlığın sonu gelmiş ve geriye zombileşmiş yaratıklardan başka bir  şey kalmayan dünya. Film oldukça kasvetli ve karamsar.

Alışveriş etmek için gittiği müzik marketten bolca zamanı ve imkanı olduğu halde ihtiyacını kısım kısım alıyor ertesi gün yine geliyordu. Amacı alışveriş etmek değildi sadece kendisine cevap vermeyen cansız mankenlerle sanki konuşabilmek içindi.

Bob marley hakkında anlatılan hikaye de ilgimi çekti.
Irkçılığa karşı mücadele eden şarkıcıyı vurmuşlar şarkıcı yaralanmış .Ama ertesi gün daha tam anlamıyla iyileşmeden şarkı söylemeye yeniden başladığı zaman yakınındaki insanlar ona sormuşlar 

ne diye çıktın sahneye hemen biraz bekleseydin dinlenseydin” diye. O ise şu cevabı vermiş 

Dünyayı daha kötü yapmaya çalışan insanlar tatil yapmıyor ben nasıl yapabilirim

Devamı
    eposta       edit

7 Eylül 2015 Pazartesi

Yayınlandı Eylül 07, 2015 gön: ve 0 yorum

Türkiyenin düşmanları


 Türkiyenin büyük bir güç olmasını ezilen halklar nezdinde güçlü hale gelmesini isteyen güçler hain planlarını gerçekleştirmek için terör ve şiddet düğmesine bir kez daha bastılar. Bu topraklara ne yatırım ne de hizmet gelmesini istemeyen Türkiye’yi bölüp parçalamayı hedef edinen bu odaklar halklar arasında kin ve nefret tohumlarını ekip bunları hasat etmeyi planlamaktadır. Onların bu hain planları Allahın izniyle gerçekleşmeyecektir. Türkiye önüne çıkarılmak istenen bu terör belasını sağduyulu, akılcı yaklaşımlarla inşallah ortadan kaldıracaktır.

Devamı
    eposta       edit

21 Ağustos 2015 Cuma

Yayınlandı Ağustos 21, 2015 gön: ve 0 yorum

Fakirin evi

 

Turhan Selçuk-Dolmuş Dergisi

Devamı
    eposta       edit

12 Temmuz 2015 Pazar

Yayınlandı Temmuz 12, 2015 gön: ve 0 yorum

Cüce ile bebek

 


Kitaplığımın bir köşesinde epeydir okunmayı bekliyordu. İçinde birbirinden farklı bir çok öyküyü barındıran kitabı okurken keyif aldım. Özellikle savaşın ve ortamının insanın kişiliğini yok eden yıkıcı ortamını konu alan “ağaçlıklı yolda yeniden görüşme” ayrıca güzel.

ağaçlıklı yolda yeniden görüşme

 ….Bazen ortalığın gerçekten sessizleştiği, makinelilerin kısık sesli homurtusunun eriyip gittiği, roket atıcıların o tüyler ürpertici çatlak seslerinin sustuğu,karşılıklı cepheler üzerinde bizim bir isim veremediğimiz, ama babalarımızın belki barış diye niteleyeceği bir şeylerin süzülüp durduğu o saatlerde, bit kırmaya ara veriyor ya da yufka uykuları yarıda kesiyorduk;


Yağmur yağmur ve bir berber dükkanı


Saat on ikiye, doğru Gelsenkirchen'e indim. Yağmur yağmaya başlamıştı. Yağmur altında, usul usul, kent içinden yürüdüm. Havada kekremsi bir tat vardı, trenlerde, tren giderken duyulan kokuyu andırıyordu; acı ve baharatımsı. Kuytuca semtlerden birine geldiğimde de değişmedi havadaki bu tat. Yıkıntıların üzerini boydan boya aslanağızları tutmuştu. Ziyaret edeceğim evin numarasını ararken, bir bakkal dükkânının önünde durdum. Reklam için asılmış tabelalar yağmurda donuk donuk parlıyor, öteberiler ıslak camların gerisinde bir akvaryumda yüzüyormuş gibi görünüyordu. Bitişikteki dükkâna girdim.Bir berber salonu. Çıt çıkmıyordu. Bir boşluk içine gömülmüş gibiydi dükkân. Geride lastik eşyaların reklamını yapan bir afiş, mavimsi ışıldıyor onun yanında, yüzünde alabildiğine memnun bir gülümseme, bir tıraş kreminin güzelliğiyle kendinden geçmiş görünen bir bay seçiliyordu. Lavaboların üstündeki aynada kendimi gördüm; perişan bir halim vardı. Bakar mısınız? diye seslenip bekledim, ama bir kımıltı falan olmadı. Bitişik odalardan birinde çocuklar oynuyordu anlaşılan, boğuk bağrışmalarını işitiyordum. Oracıktaki bir koltuğa çöktüm, pipomu doldurup ateşledim. Sonra, çengelde asılı resimli dergilerden bir tanesini indirdim. Dergi nerdeyse üç haftalıktı; kapağını, hâlâ yüzyılın en güzel kadını diye gösterilen, oysa hanidir unutulmuş bulunan bir film yıldızının resmi süslemişti. İkinci sahifede suçsuz olduğunu kesinlikle öne süren bir generalin insancıl yüzü çarptı gözüme. Neden suçsuzmuş yazmıyordu.


Ciddi bir adam 

(…)Beni tanımayanlar, içine kapanık biri gözüyle bakıyorlar bana. Belki ağzımı gülmek için fazlasıyla sık açmam gerekiyor da,ondan. Ciddî bir yüzle yaşayıp gidiyorum kendi hayatımı, ancak arada bir hafif bir gülümseme için kendime izin veriyorum. Acaba eskiden hiç güldüm mü diye düşündüğüm oluyor sık sık. Sanırım, hayır. Kardeşlerimin söylediklerine göre, hep ciddî bir çocukmuşum küçükken. yalanlar başka kadınlar bilirlerdi ki, karısına yalan söylemeyen erkek yoktur. Belki de kadınların o kendilerine özgü yalanları, kendilerini bir çeşit doğal savunudan doğmuştur.

Heinrich Böll-Cüce ile Bebek


Devamı
    eposta       edit

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Yayınlandı Temmuz 11, 2015 gön: ve 0 yorum

insan yetiştirmek

 


Devamı
    eposta       edit