Evini buz üzerine yapan,güneşin doğmasını istemez
Mustafa İslamoğlu
Evini buz üzerine yapan,güneşin doğmasını istemez
Mustafa İslamoğlu
Milyonlarca insanın öldüğü, şehirlerin harap olduğu, insanları öldürmenin sıradanlaştığı bir dünyaya kıyamet isminin verilmesi hiç şaşırtıcı olmamalı.
National Geographic tarafından hazırlanan Kıyamet (Apocalypse) adlı bu belgeselde paltosunun içinde nerdeyse kaybolacak denli zayıf,kısa boylu Adolf Hitler’in Avrupayı hatta dünyayı ateşe atacak korkunç bir savaşın ve karışıklığın içine nasıl sürüklediği etkileyici bir şekilde sergileniyor. Onun köpeklerine gösterdiği sevginin yada yakın dostlarının çocuklarına gösterdiği sevgi gösterilerinin birazını milyonlarca insanı ölüme gönderirken neden göstermediği tam bir ibretlik vakia.
“Parti Almanyadır. Hitler Almanyadır” diyen Adolf Hitler’in sonradan gözden düşen ikinci adamı Rudolf Hess ingiltere’ye kapağı zor atmış savaşın sonuna kadar bir İngilteredeki bir hapishanede kalıyor.
Almanya’yı gözü dönmüş bir savaş makinesi yapan Hitler Çekoslovakyayı,Polonyayı, Fransa’yı dize getirdikten sonra hızını alamayıp Doğunun buğday ambarlarına ulaşmak için saldırmazlık anlaşması yaptığı Rusyaya da saldırıyor.
Dünya, savaş ile o kadar çılgınlık içine giriyor ki Japonyada Çin’e Singapura, Honkonga hatta Avustralyaya ve nihayet Amerikaya saldırıyor.
Belgeselde işgal altındaki halklar ve o zamanki toplum yaşamı ile ilgili detaylar paylaşılıyor. Kendi halinde paytak paytak yürüyen kazlar, ahırdan yeni çıkan inekler, gülümseyen küçük çocuklar, görülüyor. Çamurlara saplanan tanklar, Koyu bir sis ve duman içerisinde gökten üzerlerine bomba yağdırılan şehirler. Alman askerleri tarafından çekilen görüntülerde yenik halkın gözlerindeki yenilmişliğin verdiği hüzün, O bitmişlik ve tükenmişlik görülüyor. Rusya içlerine 3 koldan uzanışını anlatan bir Alman subay günlüğüne şöyle yazmış “Tanklarımız sapsarı buğday tarlalarından oluşan bir denizde gemi gibi ilerliyor” .
Almanya’da ve işgal ettikleri ülkelerde amansız bir yahudi avı başlatılıyor. Bazı görüntüler insanlığın bittiği nokta olduğu için bunları anlatmaktan bile kaçınıyorum. Böylesine bir acımasızlığın ,aç gözlülüğün altında hangi sebepler olabilir diye düşünüyorum.
Bal arıları milyonlarca yıldır peteklerini altıgen yapmaktadır (On milyonlarca yıl öncesine ait arı fosillerinden bu anlaşılmaktadır). Acaba neden bu şekil dikdörtgen, beşgen, sekizgen değil de altıgendir? Bunu araştıran matematikçiler birim alanın tamamen kullanılması ve en az malzemeyle petek yapılabilmesi için en ideal şeklin altıgen olduğunu ortaya koydular. Petekler üçgen ya da dörtgen olsaydı, boşluksuz kullanılabilecekti. Fakat altıgen hücreler için kullanılan malzeme üçgen ya da dörtgen için kullanılan malzemeden daha azdır. Diğer birçok geometrik şekilde ise kullanılmayan bölgeler ortaya çıkacaktı. Sonuç olarak altıgen hücre, en çok miktarda bal depolarken, yapılması için en az balmumu gereken şekildir.
Firavun’un yüz binlerce mızrağını tek bir Musa’nın bir tanecik asası ile kırdı.Yüz binlerce Calinus’un yüz binlerce hekimlik hünerleri vardı; İsa’nın ve nefesinin yanında batıl oldu. Yüz binlerce şiir defterleri vardı, bir tek Ümmi’nin kitabına karşı ayıp ve ar haline geldi.
Mevlana Celaleddin Rumi-Mesnevi cilt 1
İlim, sınırı olmayan bir denizdir.
İlim dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
Mevlana Celaleddini Rumi
Böylece erkek hep arayan, kadın ise aranan oldu. Bu yaradılış sırrı ters çevrilirse, her iki cins de varlık özelliğini kaybeder.
D.Ali Taşçı