31 Aralık 2025 Çarşamba

Yayınlandı Aralık 31, 2025 gön: ve 0 yorum

Kuranı Kerimin derinliklerine yolculuk


Kuranı kerim de gökbilim, botanik, zooloji, biyoloji ve Dünya'nın doğal yapısıyla ilgili pek çok ayetler var. Bu yazıda bunlara ışık tutuluyor.

KURANI KERİM, yüzyıllardan beri, pek çok konunun ilham kaynağı oldu. Dünyadaki binlerce kitaplıkta, Kuranı Kerim'le ilgili sayısız eser bulunuyor. Tefsir, hadis, fıkıh, Kuran Kerim'e doğrudan bağlı bilim dalları­dır. Ayrıca, Kuranı Kerim felsefe, mantık, gramer, şiir ve roman konularında sayısız esere yön vermiş ve etkilemiştir. Binlerce bilim adamı, on dört yüzyıldan bu yana, sanki bir denize dalar gibi Kuran'ın derinliklerini arıyorlar. Fakat şurası biliniyor ki, henüz bu denizin dibine ulaşılamadı. Hatta bu ben­zetme Kuranı Kerim'in içinde de yer alır:

"Rabbimin kelimelerini yazmak için deniz­ler mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tüken­meden, denizler tükenir. Denizlere destek olsun diye bir mislini daha getirsek, yine yetmez." (Kehf süresi ayet 109)

Eski sözcüklerle yeni bir sistem

Kuranı Kerim'de kullanılan Arapça sözcükle­rin hemen hepsi İslam öncesi dönemde de kullanılıyordu. Bu sözcükler, vahiyden sonra kullanılmaya başlanınca, ortaya yepyeni bir durum çıktı.

Aslında, sözcükler 7. yüzyıldan beri kulla­nılıyordu. Ama anlamları değişikti. İslamiyetle, özellikle Kuran'la birlikte, aynı sözcükler kullanıldığı halde, yepyeni bir sis­tem ortaya çıktı. Bu sistemin içinde sanki olmayan yoktu!

Uzayda olanlar 

 

 Kuranı Kerim birçok konuda olduğu gibi, evrenin gizemine de ışık tutuyor. Galaksilerin dengeleri ve aralarındaki ölçülü uzaklıklar, Allah'ın emrindeki kozmik güçler tarafından sağlanıyor (üstte).


"Gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükselten, sonra arşa hükmeden ...Allah'tır." (Ra'd Suresi - Ayet: 2)

"Buyruğu olmaksızın yere düşmemesi için göğü O'nun tuttuğunu görmez misiniz?"(Hacc Suresi - Ayet: 65).

 Bu iki ayet, evrendeki düzeni işaret ediyor. Bilindiği gibi, gökcisimlerinin, yani gezegen­lerin, yıldızların ve galaksilerin birbirlerine olan uzaklıkları ve büyüklükleri orantılıdır. Uzaklık çekim güçlerini etkiler. Gökcisimleri, birbirlerine yakın oldukları ölçüde çekim dengesi sağlarlar. Bu dengede olabilecek en küçük bir değişiklik, çarpışmalara ve evrensel facialara neden olabilir. Yani, gök kütleleri aralarında maddi destekler olmadan O'nun (Allah'ın) emrindeki kozmik güçler tarafın­dan dengede tutulurlar.

Evrenin genişlemesi

"Göğü gücümüzle biz kurduk: Biz onu genişle­tici kudrete sahibiyiz." (Zariyat Suresi - Ayet:47

Bu ayet, evrenin genişlediği teorisi ile ilgi­lidir. Temel varoluş kuralı, uzaklıktır. Astro­fizikte evrenin yaratılışındaki temel kavram budur. Dağılan parçacıklar kuramı, bir diğer görüştür. Sabit bir sonsuz enerji noktasından, dairesel kuşaklar halinde dağılmalar ve geniş­lemeler oluşmaktadır. Sonuçta, evren sürekli olarak genişlemektedir.

Modern astrofizik, bu genleşmenin baş­langıç anının on milyar ışık yılı önce olduğunu kabul ediyor. Bu ölçü, madde evreninin yarı­çapıdır. Son araştırmalarda, radyo-teleskoplar bu genleşme hızının, ışık hızına yakın bir hızla sürdüğü düşüncesini kuvvetlendiriyor. Böylelikle sürekli bir yaratılış oluşuyor.

İslam düşünürü Muhiddin Arabi, "Füsus'ül Hikem" adlı eserinde Allah'ın devamlı var ediş sıfatı­nın (Hallak sıfatı) aralıksız sürdüğünü anlatır.

İnsanın uzaya çıkması

"Ey cin ve insan toplulukları: Göklerin ve yerin çevresini aşmaya gücünüz yetiyorsa geçin; ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsi­niz." (Rahman Suresi - Ayet: 33).

Fransız yazar-araştırmacı, Prof. Dr. Maurice Bucaille'ye göre, bu ayet mistik bir anlam taşımıyor. Allah görünmez varlıklar olan cin­lere ve insanlara hitap ediyor. Geçip, başka âlemlere gidilebileceği, ama bunu yapacak insanların ve cinlerin, Allah'ın verdiği bir güce muhtaç oldukları anlatılıyor.

Bu güç nedir? Günümüz uzay teknoloji­sinde kullanılan yakıtların sağladığı güç mü? Gelecekte bulunacak yeni bir enerji kaynağın­dan sağlanacak güç mü?! Yoksa, insanın ken­dinde, özünde var olan bir güç mü? Herhalde çağın gelişme hızına göre, bu sorunun cevabı bulunacak.

"Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmaya koyulsalar, 'Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik' derler." (Hicr Suresi -Ayet: 14-15).

Bu ayet iki ayrı anlamda yorumlanıyor. İlki madde ötesi âlemle ilgili. Bilinmeyen boyutların kapısı açılırsa, insanoğlunun göre­cekleri, hiç de alışılan cinsten olaylar olmaya­cak. Bir diğer yorum ise, uzaya çıkan insanoğlunun, gördüğü güzelliğin karşısında duyduğu hayranlıktır. Astronotlar, simsiyah uzay boşluğunun üzerinde, milyonlarca ışıl ışıl yıldızdan, mavi bir bilye gibi duran Dünya'dan ve gümüşi renkli Ay'dan, çoğu zaman büyüleyici bir görünüm olarak söz ettiler.

Evrenin sonsuz gizemini insanoğlu çözebilecek mi? Kuranı Kerim, insanların ve cinlerin ancak, Allah'ın vereceği bir güçle evrene açılabileceklerini anlatıyor.

Zooloji ve botanik

"Sizin için gökyüzünden su indiren O'dur: Biz o su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştirdik." -(Tâ-Hâ Suresi - Ayet: 53).

"Her türlü üründen çift çift yetiştiren, gün­düzü geceyle bürüyen de odur." (Râ'd Suresi -Ayet: 3).

Bütün bu ayetlerle anlatılanların ortak özelliği şu: Üremenin ve çoğalmanın erkeklik ve dişilik Özelliklerine bağlı yasalarla oluş­tuğu, Kuran'ın meydana getirildiği dönemde (7. yüzyıl) bilinmiyordu. Bu yüzden bu ayetler bazı yorumcular tarafından zooloji, botanik ve biyoloji bilimlerinin temeli olarak kabul edildiler.

"Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir." (Yâ-Sin Süresi - Ayet: 36).

Hz. Muhammed'in çağında henüz insanla­rın bilmedikleri şeylerin neler oldukları hak­kında çeşitli görüşler düşünülebilir. Günümüzde de gerek canlı âleminde, gerek cansız âlemde, öte yandan hem makro, hem mikro sistemlerde ikili yapıların veya ikili fonksiyonların varlığı belirlenmiştir. Ama, önemli olan, bilimsel yaklaşımla, bu tür Kuran yorumunun arasında görülen uyumdur.

Kuran ve beslenme 

Balarısı, Kuran'da adı geçen üç hayvandan biri. Balın insanlara olan yararları anlatılıyor (altta).
 
"Bal arısının karnından, insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar." (Nahl Suresi -Ayet: 68-69).

Kuran'da insanlara tedavi amacıyla öneri­len, en önemli ve tek ayet budur. Balın, besin olarak sayısız faydaları bulunduğu artık inkâr edilmez bir gerçek oldu. Arı, Kuran'da adı geçen üç hayvandan biridir.

"Hayvanlarda da size ibretler vardır. Bağırsaklarındakiler ile kan arasından, içen­lere halis ve içimi kolay süt içiririz." (Nahl Suresi - Ayet: 66).

Yorumcular bu sureyi çok ilginç buluyor­lar. Bucaille'ye göre, modern fizyologlar için bu tefsir ya da çeviri yetersiz ve uygunsuzdur. Ama, 1973 yılında Kahire İslami Yüksek İşler Meclisi tarafından yayınlanan El-Muntahab tefsirinde anlam başkadır. Üstelik çağdaş fiz­yolojiye uygundur. Bu kitaptaki tefsir şöyle:

"Onların bedenlerinin içinde bulunan ve bağırsak muhteviyatıyla kan arasındaki birleş­meden çıkan ve onu içenler için içimi kolay olan saf bir sütü, biz size içecek olarak veriyoruz."

Bu tefsir uygundur. Çünkü, besin madde­leri bağırsaklarda kimyasal dönüşüm sonu­cunda, genel dolaşıma geçerler. Bu geçiş, ya lenf damarlarıyla doğrudan doğruya, ya kara­ciğer aracılığıyla dolaylı olarak kana geçerek oluşur. Bu bilgiler, Kuran döneminde bilin­miyordu. En azından, kan dolaşımını Kuran' dan bin yıl sonra, İngiliz bilim adamı Harvey buldu.

Cinsel yaşama yönelik ayetler

Kuran'ın doğru yaşam kurallarının nasıl olması gerektiğini ayrıntılarla belirttiğini söy­lemiştik. İnsanın, yaşamın her ortamında ve her türünde nasıl davranacağını, Kuranı Kerim'in birçok yerinde görürüz. Cinsel yaşam da, bunlardan biridir.

"O, erkek ve kadının beli ile göğüsleri ara­sından atıla gelen bir sudan yaratmıştır."

(Tarık Suresi - Ayet: 6-7).

Aynı ayetin çevirisi üzerinde çeşitli görüşler olduğu görülüyor. Beyrut Tıp fakültesi'nden Prof. Dr. A. K. Giraud'un çeviri ve tefsiri daha farklı:

"İnsan atılan bir sudan (meniden) yaratıldı. Bu su erkeğin ve kadının cinsel bölgelerinin birleşimi sonucunda çıkar."

Giraud'un çevirisinde dayandığı nokta, bu ayette geçen iki Arapça sözcüktür. "Sulb", erkeğin, "terâib" ise kadının cinsel bölgeleri anlamına gelir. Her iki görüşte de, cinsel yaşamın en önemli fonksiyonu özellikle vur­gulanıyor. Ayrıca Kuran'da kadınların korunmalarına da özen gösterilmiştir.

"Aybaşı halindeyken kadınlardan el çekin, temizleninceye kadar yaklaşmayın, sonra Allah'ın buyurduğu yoldan yaklaşın." (Bakara Suresi - Ayet: 222).

Burada uyarıcı bir ayetle karşılaşıyoruz. Öncelikle kadınların en hassas oldukları dönemde, cinsel ilişkiden uzak tutulmaları istenirken, hem ruh sağlıkları, hem de hijye­nik yönden korunuyorlar. Bu dönem geçtik­ten sonra da, ilişki için kadına nasıl yaklaşacağı erkeğe belirtilmiştir. Yani, cinsel ilişki için yaratılan yolun kullanılması gereki­yor.

Kuranı Kerim'de belirtmeye çalıştığımız, bu tür ayetlerin sayısı çok daha fazla. 

Kuran'la bilimlerin ilişkisini ele almanın sonu yok! Zaten bir yoruma göre ortaya çık­mış ve çıkacak olan bütün bilimler Kuran'da yer alıyor. İnsana onları bulup çıkarmak kalıyor.

---------------------------
 İnsan mutluluğu için
 

Kuran'ın içeriği incelendiğinde, onda iman, ibadet, davranış, bilim ve ahlak gibi çeşitli konularda ortaya konmuş emirlerin, yasakların ve öğütlerin bulunduğu görü­lür. Bunların yanı sıra, astronomik, fiziksel gerçekler ve insan anatomisiyle ilgili konu­lara işaret edilir.

Ama, Kuran'ın ana gayesi, insanların hidayete ulaşmaları ve doğru yolu bulma­larıdır. Allah'ın hoşnutluğunu kazan­mış olarak yaşamlarını sürdürmeleri, mutlu olmaları ve böylece ebedi yaşama ak alınla gitmeleri istenir. Bütün emirler, yasaklar ve öğütler aynı gayeye yöneliktir. Yer verilen bilimsel gerçekler, insana ken­dini tanıtmak, kendini buldurmak, düşündürmek ve gerçeği buldurmak içindir.

Kuran üç şeyin işbirliği ile okunur. Ağız, akıl ve kalp. Ağzın görevi, ağır ağır ve doğru olarak harfleri çıkarmaktır. Akıl, manayı düşünüp anlamak görevindedir. Kalp ise, bu manalardan gereken dersleri ve tesirleri almalıdır. Bir başka anlatımla, ağız okuyacak, akıl çevirip anlaşılır hale getirecek, kalp de kişinin o manaların gös­terdiği yöne yönelmesini sağlayacaktır.

Sonuçta amaç, Kuran ayetlerinin gös­terdiği yönde yaşamaya çalışmaktır. Ahlak güzelleşmelidir, Kuran aydınlığında insan mutluluğu ve Allah'ın hoşnutluğunu bulacaktır.

TAYYAR ALTIKULAÇ Diyanet İşleri Başkanı


"İnsan çalıştığı kadar bulur" (Ayet)


"Her şeyin başı Allah korkusudur" (hadis).  

Ata Nirün-Bilinmeyen Dergisi

Devamı
    eposta       edit

30 Aralık 2025 Salı

Yayınlandı Aralık 30, 2025 gön: ve 0 yorum

Sevgisizliğin nedeni

 

Bir ağaç çekirdeği sağlamken toprağa düşer ve ağaç olur, meyve verir; ama çürüdükten sonra ne ağaç olabilir, ne meyve verebilir. İnsan fıtraten sağlamdır; ne var ki yaban ellerde çürümeye terk edilince toprağa düşse de ağaç olamıyor, meyve veremiyor. Bütün acılarımız, sevgisizliğimiz özümüze yabancılaşmamızın sonucu.
Devamı
    eposta       edit

28 Aralık 2025 Pazar

Yayınlandı Aralık 28, 2025 gön: ve 0 yorum

Kapı

 


Aslında kapı bir semboldür. Yöneticinin iletişim simgesidir. Yada iletişimsizlik ! Bir ulaşılabilirlik simgesidir. Yada ulaşılmazlık !

Özgüveni olmayan , kendisi ile barışık olmayan, yönetim erkini, personeli ile arasına bir engel koyarak sağlayabilen eski tip yöneticinin kapısı hep kapalıdır. Odasına kendi çalışanları dahi randevusuz ve ceketlerinin önünü iliklemeden giremez. Devlet dairelerine ve Bakanlıklara bakın. Maroken kaplı içi doldurulmuş çift kapılar. Hepsi de kapalıdır. İnsanlar içeriye salavatla ve iki büklüm bir pozisyonda girerler. Bu tip kapılardan girenler içeride fikirlerini özgürce savunamazlar. Ancak patronun hoşuna gidecek şeyleri söyleyebilirler. Yönetim sadece onun fikirleri ile gider. Yanılırsa şirket batar. Bu iletişimsizlik ve diktatörlük ortamında iyileştirmeden , yenilikten söz etmek mümkün müdür?

Açıklık ve saydamlık bugünün yeni ekonomilerinin temel kuralıdır. İletişim artık başarının anahtarıdır. Birakın insanlar fikirlerini özgürce söylesinler. Sizden korkmasınlar.

Tanju ARGUN

https://www.unnovasteel.com

Devamı
    eposta       edit

26 Aralık 2025 Cuma

Yayınlandı Aralık 26, 2025 gön: ve 0 yorum

Karanlık madde ve karanlık enerji




 Resim:https://evrimagaci.org/karanlik-madde-karanlik-enerjiye-donusuyor-olabilir-mi-7468

 

Evrenin karanlığı kavramı, karanlık madde, karanlık enerji ve uzayın uçsuz bucaksız boşluğu gibi çeşitli olguları kapsar.
Evrendeki karanlık kavramı, esas olarak karanlık madde ve karanlık enerji kavramları etrafında döner.
Bilim insanlarının gözlemlerine göre evrenin yüzde 27’sinin Karanlık Madde, yüzde 68’inin Karanlık Enerji olduğu söyleniyor.

Karanlık madde, kütleçekim kuvvetleri uygulayan ancak cihazlarımız tarafından tespit edilebilen ışık veya enerji yaymayan, görünmeyen kütleyi ifade eder. Bu terim, gökbilimcilerin galaksilerdeki beklenen kütleçekim kuvvetleri ile görünür kütle arasındaki farklılıkları gözlemlemeye başladıkları 1930'larda ortaya çıkmıştır. İsviçreli gökbilimci Fritz Zwicky, galaksilerden oluşan Saç Kümesi'ni incelerken bu sorunu ilk tespit edenlerden biriydi. Galaksilerin, yalnızca görünür maddeyle açıklanabilecek hızdan daha hızlı hareket ettiğini fark etti. Bu gözlem, onu, günümüzde karanlık madde olarak adlandırdığımız, görünmeyen maddenin varlığını öne sürmeye yöneltti.

Karanlık madde görünmez olsa da, sıradan maddeyle bazı ortak noktaları vardır: Yer kaplar ve kütleye sahiptir. Bu nedenle, evrende sıradan maddeyle nasıl etkileşime girdiğini ve onu nasıl etkilediğini görebiliriz; bu da karanlık maddeyi "görebilmemizi" ve inceleyebilmemizi sağlar.

Yirminci yüzyılın son on yıllarında, Vera Rubin gibi gökbilimcilerin çalışmalarıyla karanlık maddenin kabulü ivme kazandı. Rubin'in galaksilerin dönüş eğrileri üzerine yaptığı çalışmalar, galaksilerin dış kenarlarındaki yıldızların, yalnızca görünür maddeye dayanan beklentilerle tutarsız hızlarda hareket ettiğini gösterdi. Bulguları, galaksilerin içinde önemli miktarda görünmeyen maddenin bulunduğu ve bunların kütlelerine ve kütle çekimlerine katkıda bulunduğu fikrini pekiştirdi.

Karanlık maddenin yanı sıra, karanlık enerji de evren anlayışımızı derinden etkileyen bir diğer kavramdır. Karanlık enerji, evrenin genişlemesinin hızlanmasını açıklamak için teorize edilmiştir ve bu hızlanma, 1990'ların sonlarında uzak süpernovaların gözlemlenmesiyle keşfedilmiştir. Bu çığır açan çalışmaya katkıda bulunan iki önemli ekip, Süpernova Kozmoloji Projesi ve Yüksek Z Süpernova Arama Ekibi'ydi. Uzak süpernovaların beklenenden daha sönük olduğunu göstererek, evrenin yalnızca genişlemediğini, aynı zamanda hızlanan bir hızla genişlediğini gösterdiler. Bu durum, yerçekimine karşı koyan ve evreni birbirinden ayıran bir kuvvet olarak karanlık enerjinin ortaya çıkmasına yol açtı.

Bu keşiflerin etkileri derindir. Karanlık madde ve karanlık enerjinin, evrenin toplam kütle-enerji içeriğinin yaklaşık %95'ini oluşturduğuna inanılmaktadır. Bu gerçek, yıldızlar, gezegenler ve galaksiler de dahil olmak üzere görünür maddenin birincil bileşen olarak kabul edildiği geleneksel kozmos anlayışına meydan okumaktadır. Bu karanlık bileşenlerin baskınlığı, gerçekliğin doğası ve fizik anlayışımız hakkında sorular gündeme getirmektedir.

Karanlık madde ve karanlık enerjiye dair bakış açıları çeşitlilik göstermektedir. Bazı fizikçiler, teknolojideki ilerlemelerin karanlık madde parçacıklarının doğrudan tespitine yol açacağına inanarak keşiflerin geleceği konusunda iyimserdir. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ve özellikle karanlık madde araştırmaları için tasarlanmış yeraltı laboratuvarları gibi projeler, bu anlaşılması zor parçacıkların doğasını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Diğerleri ise daha şüpheci bir yaklaşım benimseyerek, yerçekimi ve kozmoloji anlayışımızın yeniden değerlendirilmesi gerekebileceğini savunuyor ve gözlemlenen olaylar için alternatif açıklamalar olarak "Değiştirilmiş Newton Dinamiği" gibi değiştirilmiş yerçekimi teorilerine atıfta bulunuyorlar.

Son yıllarda bu gizemlere odaklanan araştırmalarda bir artış görüldü. Yakın gelecekte fırlatılması planlanan Avrupa Uzay Ajansı'nın Öklid misyonu, karanlık enerji ve karanlık maddenin etkilerini incelemek için benzeri görülmemiş veriler sağlayacak. Evrenin geometrisini haritalayarak Öklid, yapı oluşumu ve kozmosun genişleme geçmişine dair anlayışımızı geliştirmeyi amaçlıyor. Benzer şekilde, James Webb Uzay Teleskobu gibi girişimlerin erken evren hakkındaki bilgimizde devrim yaratması ve potansiyel olarak karanlık maddeden etkilenen galaksilerin oluşumuna ışık tutması bekleniyor.

Geleceğe baktığımızda, kozmik keşfin geleceği teorik fizik ve deneysel gelişmeler arasındaki iş birliğine bağlı. Evrenin karanlığını anlamak yalnızca akademik bir uğraş değil; varoluşumuzu şekillendiren temel güçleri çözmenin anahtarını elinde tutuyor.

Dahası, araştırmacılar bu bulguların felsefi çıkarımlarını da değerlendiriyorlar. Karanlık madde ve enerjinin enginliği, insan gözlemi ve kavrayışı için büyük ölçüde erişilemez bir evreni akla getiriyor. Bu farkındalık, evrendeki yerimize dair bakış açımızı değiştirebilir ve gerçeklik ve varoluşun doğası hakkındaki sınırlı anlayışımızı vurgulayabilir.

Sonuç olarak, evrenin karanlığı çağdaş astrofizikte bir sınır çizgisi teşkil ediyor. Karanlık maddenin galaktik yapıdaki rolünden karanlık enerjinin kozmik genişleme üzerindeki etkisine kadar, bu olgular yerleşik teorilerimize meydan okuyor ve evrene dair daha derin bir anlayışı gerektiriyor. Fritz Zwicky ve Vera Rubin gibi etkili isimler, yeni teknolojiler erişimimizin ötesindeki gizemleri çözmeyi vaat ederken, sürekli keşiflerin yolunu açtılar.

Bu karanlığı anlama yolculuğu devam ediyor ve araştırmacılar bu zorluklarla mücadele ettikçe çığır açan keşiflere kapı açıyorlar. Teori, gözlem ve teknolojinin etkileşimi, evrenin gizli katmanlarını açığa çıkarma kapasitemizi belirleyecek. Nihayetinde, karanlıkla boğuşmak sadece evreni değil, aynı zamanda evrendeki yerimizi de aydınlatabilir.

Referanslar

[1] F. Zwicky, "Die Rotverschiebung von extragalaktischen Nebeln," Helvetica Physica Acta, vol. 6, pp. 110-127, 1933.

[2] V. Rubin et al., "Rotation of Gas and the Mass of Spiral Galaxies," The Astrophysical Journal, vol. 238, no. 1, pp. 471-487, 1980.

[3] S. Perlmutter et al., "Discovery of a Supernova Explosion at Half the Age of the Universe," Nature, vol. 391, no. 6662, pp. 51-59, 1998.

[4] A. G. Riess et al., "Observational Evidence from Supernovae for an Accelerating Universe and a Cosmological Constant," The Astronomical Journal, vol. 116, no. 3, pp. 1009-1038, 1998.

[5] ESA, "Euclid Mission," [Online]. Available: https://www.esa.int/Science_Exploration/Space_Science/Euclid. [6] NASA, "James Webb Space Telescope," [Online]. Available: https://www.jwst.nasa.gov/.

[6]science-nasa-gov.tr

Devamı
    eposta       edit

5 Aralık 2025 Cuma

Yayınlandı Aralık 05, 2025 gön: ve 0 yorum

Let it happen-Yapachi

    eposta       edit

4 Aralık 2025 Perşembe

Yayınlandı Aralık 04, 2025 gön: ve 0 yorum

Evren neden bu kadar karanlık ?



Evrenin neden karanlık olduğu hala bilim dünyasının büyük bir gizemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Evrenin karanlığı, bilim insanları için uzun yıllardır ilgi ve araştırma konusu olmuştur. Gözlemler, evren genelinde birçok yıldızın ve galaksinin varlığını gösterse de, uzayın genel olarak karanlık olduğu bir gerçektir. Peki, uzay neden karanlık?

Sayısız yıldız, galaksi ve diğer gök cisimlerinin varlığına rağmen evrenin bize karanlık görünmesinin birkaç nedeni vardır.

Bu soruya cevap aramak için ilk olarak evrenin genişlemesini göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Kozmik genişleme olarak bilinen olgu. Evren sürekli genişlemekte ve bu genişleme ile birlikte uzak galaksilerin ışığı bizim gözlem alanımızdan çekilmektedir Evren genişledikçe galaksiler ve diğer gök cisimleri birbirlerinden uzaklaşır. Bu genişleme, bu cisimlerden gelen ışığın kırmızıya kaymasına neden olarak, gerçekte olduklarından daha sönük ve daha uzak görünmelerine neden olur. Evren genişledikçe, uzak cisimlerden gelen ışık daha uzun dalga boylarına yayılır ve spektrumun kızılötesi kısmına kayar. Bu kırmızıya kayan ışığın tespit edilmesi daha zordur ve evrenin genel karanlığına katkıda bulunur.Bu da bize evrenin genel olarak karanlık olduğunu göstermektedir.

Evrenin karanlık görünmesinin bir diğer nedeni evrende yer alan toz parçacıkları da neden olabilir. Yıldızlar arası toz bulutlarının varlığı da evrenin karanlığını artırır.Bu toz parçacıkları ışığı emerek, evrenin genel olarak karanlık görünmesine sebep olabilirler. Ayrıca, Bu toz ve gaz bulutları, yıldızlardan ve diğer gök cisimlerinden gelen ışığı emip dağıtarak daha sönük ve daha az görünür görünmelerine neden olur. Yıldızlar arası toz bulutları galakside yaygındır ve uzayın karanlığını daha da artırır.

Evrendeki karanlık maddenin varlığı, karanlığında önemli bir rol oynar. Karanlık madde, ışığı yaymayan, soğurmayan veya yansıtmayan bir madde türüdür ve bu da onu evreni incelemek için kullanılan teleskoplar ve diğer cihazlar için görünmez kılar. Karanlık maddenin, evrenin toplam kütle-enerji içeriğinin yaklaşık %27'sini oluşturduğu ve uzayın genel karanlığına katkıda bulunduğu tahmin edilmektedir.

Karanlık enerji kavramı da evrenin karanlığına katkıda bulunur. Karanlık enerji, evrenin hızlanan genişlemesinden sorumlu olduğu düşünülen gizemli bir kuvvettir. Adına rağmen karanlık enerji herhangi bir ışık veya radyasyon yaymaz ve bu da onu doğrudan gözlemlemeyi imkansız kılar. Bu görünmez kuvvet, evrenin genel karanlığına katkıda bulunur.

Evrenin karanlık görünmesinin bir diğer nedeni de kara deliklerin varlığıdır. Kara delikler, uzayda yer çekiminin o kadar güçlü olduğu bölgelerdir ki hiçbir şey, hatta ışık bile çekim gücünden kaçamaz. Sonuç olarak, kara delikler teleskoplar ve diğer cihazlar için esasen görünmezdir ve bu da evrenin karanlığına katkıda bulunur.
 

Ayrıca, evrendeki baryonik madde veya normal maddenin kıtlığı da karanlığına katkıda bulunur. Baryonik madde, ışık ve diğer radyasyon türlerini yayan yıldızları, gezegenleri ve gaz bulutlarını içerir. Ancak, baryonik maddenin evrenin toplam kütle-enerji içeriğinin yalnızca yaklaşık %5'ini oluşturduğu ve uzayın karanlığını daha da artırdığı tahmin edilmektedir.

Dahası, kozmik mikrodalga arka plan radyasyonu kavramı evrenin karanlığını daha da artırır. Kozmik mikrodalga arka plan radyasyonu, 13,8 milyar yıl önce meydana gelen Büyük Patlama'nın artçı ışımasıdır. Bu zayıf radyasyon tüm evreni doldurur ve neredeyse homojendir, bu da tespit edilmesini zorlaştırır ve evrenin karanlığına katkıda bulunur.  
 

Ayrıca, evrenin yaşını da göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Evrenin yaşına göre belirli bir zaman dilimindeki yıldızların ışığı bizim gözlem alanımızdan uzaklaşmış olabilir.Dahası, gök cisimlerinin Dünya'dan uzaklığı da evrenin karanlığında rol oynar. Yıldızlar, galaksiler ve diğer cisimler arasındaki muazzam mesafeler nedeniyle, bunlardan yayılan ışığın Dünya'ya ulaşması milyonlarca hatta milyarlarca yıl sürer. Bu durum ışığın azalmasına ve uzayın genel karanlığına katkıda bulunur.

Ancak, evrenin genel olarak karanlık olduğu gerçeğiyle beraber, uzayda oldukça parlak ve ışıltılı yıldızlar, galaksiler ve diğer gök cisimleri de bulunmaktadır. Dolayısıyla, uzayın karanlık olmasıyla birlikte içinde birçok parlak ve görkemli cisimleri barındırdığını söylemek de yanlış olmayacaktır.

Sonuç olarak, evrenin neden karanlık olduğu hala tam olarak açıklanabilmiş değildir. Evrenin karanlığı, çeşitli faktörlere atfedilebilen karmaşık ve çok yönlü bir olgudur. Ancak, evrenin genişlemesi, toz parçacıkları ve evrenin yaşının bu durumda etkili olabileceği düşünülmektedir. Yapılan araştırmalar ve gözlemlerle bu gizemi çözmeye çalışan bilim insanları, uzayın karanlık olma nedenini daha iyi anlamak için çalışmalarına devam etmektedirler.

Referanslar:

- NASA, "Why Is Space Black?". https://www.nasa.gov/audience/forstudents/5-8/features/nasa-knows/why-is-space-black-58.html

- National Geographic, "Why is outer space dark?". https://www.nationalgeographic.com/science/space/universe/why-is-outer-space-dark/

- NASA. (n.d.). What is Dark Matter? Retrieved from https://www.nasa.gov/audience/forstudents/k-4/stories/nasa-knows/what-is-dark-matter-k4.html

- NASA. (n.d.). What is Dark Energy? Retrieved from https://www.nasa.gov/mission_pages/galex/galex-20070430.html

- National Science Foundation. (n.d.). Black Holes: Facts, Theory & Definition. Retrieved from https://www.nsf.gov/news/special_reports/black_sci/index.jsp

Devamı
    eposta       edit
Yayınlandı Aralık 04, 2025 gön: ve 0 yorum

02-nada - earthgarden (jong remix)-upe

    eposta       edit